Ay: Eylül 2021

  • Cumhuriyetçi yurttaşlık, çokkültürlülük ve kadın yurttaşlar

    Bu çalışmada geleneksel vatandaşlık, sivil katılım tartışmasına toplumsal cinsiyet ve etnisite merkezli bir yorum getirmek istenmiştir. Zira özellikle aktif vatandaşlığın göçmen kadınlar nezdinde farklı yorumları vardır.

  • Being a Girl in Ottoman Novels

    Bu çalışma içinde Osmanlı romanlarında kız çocuğu olmanın nasıl tasvir edildiğinden hareket ile toplumsal cinsiyet ve milliyetçilik ilişkisine odaklanılmıştır. Kullanılan kaynaklar arasında Namık Kemal, Ahmet Mithat, Fatma Aliye, Halide Edip, Reşat Nuri, Samipaşazade Sezai bulunmaktadır.

  • Ev: Feminist Coğrafya Orta Doğu ve Namüsait Kesişimler

    Feministlerin zorlu bir meselesi olan evi kamusal ve özel alan ikiliğinin ötesinde tartışırken aynı zamanda “harem-selamlık” meselesi üzerinden “İslam coğrafyaları”nı problematize ederek feminist coğrafya literatürünü yansıtmaya ve tartışmaya yönelen bir makale bu. Evin tartışılamayan tarafını aşmak için hem total kurum bağlamında ve hem de direniş olasılıkları üzerinden ev ve kamusal alanın birbiri üzerindeki yansımalarını, bir-oluşlarını…

  • Kadın Mülteciler ve Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Haritalama ve İzleme Çalışması

    Bu rapor, Türkiye’de Katılımcı Demokrasinin Güçlendirilmesi: Toplumsal Cinsiyet Eşitliğinin İzlenmesi Projesi (CEİDizler) kapsamında hazırlanan tematik haritalama ve toplumsal cinsiyet eşitliğini (TCE) izleme göstergeleri geliştirme çalışmasının bir ürünüdür.

  • Kadın homososyalliğinin dönüşümü ve Refet romanında kadın dostluğu

    Bu makalede on dokuzuncu yüzyıl sonu ve yirminci yüzyıl başında kadın homososyalliğine ilişkin dönüşen söylemler üzerinde durulduktan sonra, Fatma Aliye’nin Refet (1898) romanı incelenecektir. Bu dönemde erkek entelektüeller kadın homososyalliğini cehaletle, geri kalmışlıkla ve kadın homoerotizmi ile özdeşleştirirken kadınlar, hetero-romantik aşk ve arkadaşlığa dayalı evlilik idealinden, erkek dostluğundan ve vatansever yoldaşlık düşüncesinden olduğu kadar akrabalık…

  • Seksoloji: 1945 – 1955 arası Türkiye’de Cinsel Terbiye

    Bu yazıda 1949-1954 yılları arasında yayımlanmış Seksoloji: Cinsî Bilgiler Mecmuası’nı incelemeyi amaçlıyorum. Yapacağım incelemeyle, 1950lerin başında Türkiye’de cinselliğe dair söylemlerin ‘cinsel terbiye’ başlığı altında nasıl eklemlendiklerine ve geçerli kılındıklarına bakacağım. Her ne kadar salt dergi üzerine yapacağım inceleme dönemin cinsiyet rejimini anlamaya yetmeyecek olsa da, derginin içeriği dönemin toplumsal cinsiyet ilişkileri bağlamında değerlendirildiğinde önem kazanmaktadır.…

  • İnkarla ikrar arasında Zeki Müren

    Bu yazıda “İşte Benim Zeki Müren” sergisinden hareket ile Zeki Müren’in Türkiye toplumundaki heteronormativitenin ihlaline olanak veren konumlanışına odaklanılmıştır.

  • Mutfakta Pişer, İnternete de Düşer Yemek Blogları Kadınlara Ne Vaad Ediyor

    İnternet bloglarının yaygınlaşması ile mutfağın artan popülerliği ve içerik üretiminde yemek temasının gittikçe artan kullanımına odaklanılmıştır. Kadınların daha aktif kullandığı yemek bloglarında araya sızan otobiyografik öğeler, günlük kullanımına benzer aktarımlar dikkat çekmektedir. Bu blogların kuşaklar arası kadınlık bilgisinin aktarımında kullanımı araştırılmıştır.

  • Erken Cumhuriyet Dönemi Dergi ve Gazetelerinde Spor ve Kadın (1928-1960)

    Modern sporlar hem benliğin bedensel olarak algılanışının ve kimliğin inşasında bireyler üzerindeki etkileri açısından hem de nüfus bilgisi ve düzenlemelerine sunduğu katkı açısından modern yönetimlerin önemli araçlarından biridir. Türkiye’de de modernleşmenin ilk yıllarından itibaren, modern sporlar modern yönetim biçiminin ve yeni yaşam tarzlarının gelişimine paralel olarak yaygınlaşmıştır. Ayrıca, pek çok feminist araştırmacının da işaret ettiği…

  • Babamdan Sonra / Anneme Kadar… Sol Harekette ablalık

    Bizde, Batılı kültürlerden farklı olarak, kardeşlik bağından abilik- ablalık konumları gözetilerek söz edilir hep. Hem abi, hem abladan olgunluk, fedakarlık beklenmekle birlikte “ağabey”lik halinin fazladan bir dokunulmazlığı vardır. Bu yazıda Türkiye’de sol hareket içinde “ablalık” adı altında sözü edilebilecek bir kurumun, poziyonun olup olmadığı tartışılmıştır.