Biz kimiz?
Hakkımızda
Neden örgütlendik

Hakkımızda

KHK’larla ihraç edilen feminist akademisyenler ve akademisyenlerin ihracı ile eğitim hakları kesintiye uğrayan öğrencileri olarak ilk kez 2017 yılında biraraya geldik.

KAOS GL’nin düzenlediği toplumsal Feminist Forum ve Homofobi Karşıtı Buluşmalar, akademide toplumsal cinsiyet çalışmaları ve kampüs ortamlarında toplumsal cinsiyet ilişkileri bakımından yaşanan tahribatı konuştuğumuz önemli bir zemin oldu. Toplam on sekiz üniversiteden ihraç edilen akademisyenler ve öğrencilerin katılımıyla gerçekleştirdiğimiz oturumlar yoluyla yaşadığımız süreçlerin farklı üniversitelerdeki yansımaları, kişisel deneyimler ile OHAL ve KHK rejimleri sonrası üniversite ve kampüs alanlarında yaşanan daralma ve tahribatları ortaya koymaya çalıştık.

Toplumsal cinsiyet içerikli derslerdeki daralma, öğrencilerin tez süreçlerindeki kesintiler, üniversitelerdeki cinsel tacize karşı birimler ve mekanizmalarda oluşan tahribat, LGBTİ öğrencilerin gündelik yaşamı ve yeni kampüs ortamı ile genel olarak akademik feminizm alanındaki yansımaları ihraçların ardından karşılaşılan en temel sorun alanları idi.

Ardından, düzenlediğimiz çalıştayda güçlendirici ve özgürleştirici bir bilgi üretimi ve deneyim paylaşımı sürecimizi kalıcılaştıracak yeni bir dayanışma formunun oluşturulmasına karar verildi. Bu dayanışma ağı, kişisel, akademik ve politik bir üretim, dayanışma ve güçlenme ağı olarak yeni bir form içerisinde örgütlenecekti. Henüz aramızda oluşan alanın adını koymamıştık ama 12. Homofobi Karşıtı Buluşmalar’da aramızda oluşan alanı ve kararlılığımızı ortaya koyan bir bildiri yayımlamıştık. Kasım 2017’de Aramızda Toplumsal Cinsiyet Araştırmaları Derneği’nin kuruluşu gerçekleştirildi. Aramızda; çoğul, ilişkisel ve kurucu bir alanın adıdır. Yaşam mücadelemiz ve gündemlerimiz, bellek ve kayıt altına alma, birbirimizle bağlar kurma ve ağlarımızı geliştirme ihtiyacımız ile biraraya geldik. Amacımız, toplumsal cinsiyet ve queer çalışmalar alanında akademi dışında ancak akademik üretim, sivil toplum, siyaset ve sanat alanında kesişimsel ağ kuran bir feminist alan açmak. Toplumsal cinsiyet alanında kayıt tutan birikimi kullanıma açan, içerik üreten bir alan açmak.

Neden Örgütlendik

Üniversitelerdeki tasfiye sürecinin ihraç edilen akademisyenler, öğrenciler ve üniversitede yarattığı tahribat karşısında görevlerinden uzaklaştırılmış akademisyenler olarak dayanışma ağlarımızı örmek ve üretmeye devam etmek için farklı yollar geliştirmemiz kaçınılmazdı. Bu bağlamda akademik/bilimsel bilginin üretiminin sürdürebilmesi için neler yapılabileceği –ihraç ve toplumsal cinsiyet çalışan akademisyenlerin yeni bir network oluşturması, akademik faaliyetin ve öğrencilerle ilişkilerin ve akademik üretimin devamı sağlayacak önerilerin (lisansüstü tezlere yönelik yaz okulu, kolokyum) geliştirilmesi, OHAL döneminin ve hak ihlallerinin kaydının tutulması, geride kalanların durumunu resmetme, kalanlarla enformal bağların güçlendirilmesi (tez öğrencilerinin geleceği ve diğer hak ihlallerinden haberdar olmak için), dayanışma akademileri ile ilişkilenme, Kaos enstitü/akademi, Feminist dayanışma akademisi benzeri gibi bir yapı oluşturulması, çalışma alanlarına yönelik bir haritalandırma vb. –; OHAL ve KHK rejiminin toplumsal cinsiyet perspektifinden okunması / bilgisinin üretilmesi ve toplumsal cinsiyet bölümlerine yönelik olası saldırılara karşı neler yapılabileceği; taciz, şiddet ve ayrımcılıkla mücadelenin sürdürülmesi için neler yapılabileceği – üniversitelerin tacizle mücadele birimlerinde aktif görev alan akademisyenlerin öğrencilerle geliştirdikleri dayanışma ağlarının işten atılmalarla son bulması ve bu kurulların/birimlerin boşaltılmasının üniversitelerde LGBTİ’lere ve kadınlara yönelik şiddet bakımından doğurabileceği olumsuz sonuçları engellemek, hak ihlallerinin önüne geçmek için ağlar, networkler oluşturmak vb. – üzerine düşünmek ve tartışmak amacıyla yapılan toplantılar sonucunda hedeflenen faaliyetlerin farklı biçimlerde ve yöntemlerle sürdürülebilmesi için bir yapı oluşturulması fikri ön plana çıktı.

Özellikle son beş yıldır Türkiye’deki üniversitelerin, akademik özgürlük ve cinsiyet eşitliği politikalarının ciddi bir saldırı altında olduğu aşikârdır. Üniversitelere yönelik anti-demokratik politikaların, toplumsal cinsiyet eşitliği konusunda akademik çalışmaların büyük çoğunluğunu engellediği söyleyenebilir. Bu açıdan Türkiye üniversitelerinin büyük bir bölümünde toplumsal cinsiyet eşitliği politikalarını savunmak veya kadınların haklarıyla ilgili faaliyetlerde bulunmak için gerekli ortamı bulmak oldukça güç hale gelmiştir.

Türkiye’nin mevcut politik ve sosyal atmosferinin çoğunlukla kadınları ve yasal haklarını son derece olumsuz yönde etkilediği açıktır. Kurumsal muhafazakârlık tarafından belirlenen kültürel kalıplar kadına yönelik şiddete ve kadınlara yönelik baskılara neden olmaktadır. Bu nedenle, “toplumsal cinsiyet” terimi, toplumun demokratikleşmesiyle ilgili bir iddiada bulunmak için giderek daha önemli hale gelmektedir. Akademi ve sivil toplum alanında toplumsal cinsiyet eşitliği üzerine yürütülen çalışmaların giderek daraltılması ve hatta tasfiye edilmesi, bu alanda faaliyet yürütecek yeni mecraların oluşturulması ihtiyacını doğurmuştur.

Toplumsal cinsiyet ve queer çalışmaları yürüten bir grup feminist akademisyen ve araştırmacının oluşturduğu Aramızda Toplumsal Cinsiyet Araştırmaları Derneği de bu ihtiyaçtan hareket ederek, toplumsal cinsiyet eşitliği ve toplumsal cinsiyet çalışmaları ile ilgili bu tehditlere karşı kampüslerde, dersliklerde ve sokaklarda, kadınlar ve LGBTİ+ bireyler için daralan yaşam, akademik ve entelektüel üretim, siyaset ve eylem alanlarını genişletmeyi hedeflemektedir. Bu çerçevede toplumsal cinsiyet eşitliği ile ilgili eğitim ve araştırma faaliyetleri yürütülmesi de Derneğin amaçlarından biridir.

Derneğin bir diğer temel amacı, daha önce de ifade edildiği üzere toplumsal cinsiyet alanında çalışan ve işten çıkarılan kadın akademisyenler için araştırma ve faaliyetlerini yürütebilecekleri bir alan yaratmaktır. Bu açıdan özel hedeflerimiz arasında, görevlerinden uzaklaştırılan kadın akademisyenlerin güçlendirilmesi, toplumsal cinsiyetle ilgili araştırmalarının sürdürülmesi yer almaktadır. Ayrıca üniversitelerde toplumsal cinsiyet alanında çalışmak isteyen öğrencilerin ihraç edilmiş olan uzman akademisyenlerle bir araya gelip çalışmalarını işbirliği içinde yapabilecekleri atölye çalışmaları düzenlemek temel hedeflerimizden biridir. Üniversitelerdeki tasfiye sürecinin en yıkıcı boyutlarından biri, akademisyenler ve öğrencileri arasındaki bağın kopmasıydı. Bu nedenle dernek olarak, kadın akademisyenler ve öğrenciler arasında bir araya gelme fırsatları yaratmak istiyoruz ve bunu gerçekleştirmek için çabalıyoruz.

Akademinin ötesinde olmak, hem akademi gibi kurumsallıkların dışında var olmayı hem de akademik bilgi alanı ile sanat, siyaset ve gündelik yaşam arasındaki keskin sınırların ötesine geçmeyi içeriyor. Bu açıdan Derneğin bir diğer hedefi, onlarca yıllık deneyim, emek, birikim ve kazanımlarımıza sahip çıkarak sözümüzü akademi dışında çoğaltmak. Bilindiği üzere YÖK 2019 yılında, 2015 yılında başlattığı Toplumsal Cinsiyet Araştırmaları Projesini durdurarak buna ilişkin Tutum Belgesi’ni uygulamadan kaldırmıştır. YÖK’ün bu tavrı üzerine gösterilen tepkiler karşısında YÖK başkanı Prof. Dr. Yekta Saraç “2015 yılında hazırlanan bu tutum belgesinde kadına yönelik her türlü eşitsizlik ve adaletsizliği önlemeye yönelik yürütülen bu çalışmalar ‘Toplumsal Cinsiyet Eşitliği’ kavramı adı altında dile getirilmiştir. Ancak gelinen süreçte bu kavrama, murat edilenin dışında farklı anlamlar yüklendiği ve bu yüklemelerin ‘toplumsal değerlerimiz ve kabullerimizle mütenasip olmadığı ve toplumca kabul görmediği’ hususunun göz önünde bulundurulması gereği ortaya çıkmıştır” biçiminde bir açıklama yapmıştır. Bu konuda atılan geri adım ve yapılan açıklama toplumsal cinsiyet eşitliği bakımından üniversitelerin yalnızca yerine getirmekle yükümlü oldukları taahhütlerden ari kılındığını değil aslen toplumsal cinsiyet çalışmalarının üniversiter yapıdan ve dolayısıyla “resmi” akademiden dışlandığını açıkça göstermektedir. Bu anlamda yukarıda da söz edildiği üzere bu alanda çalışan ve üniversitelerdeki görevlerinden hukuka aykırı bir biçimde çıkarılmış olan alanında uzman akademisyenlerin “resmi” yapı ve akademiden dışlanmış olan toplumsal cinsiyet ve kadın çalışmalarına ilişkin faaliyetleri sürdürmesi hayati öneme sahip olduğu gibi bunun sürdürülebilirliğinin sağlanmasının sadece akademik değil toplumsal anlamda büyük katkı getireceği şüphesizdir. Aramızda Derneği, ihraçlar ve idari kararlar ile uygulamalar eliyle üniversiter yapıdan dışlanan toplumsal cinsiyet çalışmalarını farklı bir mecrada sürdürmenin yollarını aramak, dayanışmak ve akademik/bilimsel bilginin üretimine devam etmek amacıyla kurulmuştur ve bu alana yönelik artan müdahaleler karşısında çalışmalarına ve mücadelesine devam etmektedir.